Lider, Konuşulabilen İklim Sağlayandır

Yönetici & Lider

Dokuzbeş blogda, yöneticilik ve/ya liderlik yolundaki genç arkadaşlarıma da yararı olabileceğini düşündüğüm yazıları da paylaşmayı planlıyorum. İlkini bu gün yayınlamış olacağım. Değerli yorum ve katkılarınız beni memnun edecektir.

Ekip üyelerinin rahatlıkla konuşabildiği, kendini ifade edebildiği bir iklim/ortam oluşturmanın neden gerçek bir liderlik özelliği olduğuna birlikte bakalım.

Konuşmak; fikir, duygu ve düşüncelerimizin ete kemiğe bürünmüş halidir. Konuşmak, bir sonuçtur. Öncesindeki yaşanmışlıklar, düşünceler ve hissettiklerimizin dile getirilmesidir. Konuşmak, birbirimizi anlamak için en önemli aracımızdır aslında.

Konuşmak; fikir, duygu ve düşüncelerimizin ete kemiğe bürünmüş halidir. Click To Tweet

Geçmişe baktığımızda, belki de ilk kez bu kadar rahat konuşabildiğimiz, kendimizi kolay ifade edebildiğimiz bir dönemde yaşıyoruz.

  • Öncelikle internet, sosyal medya gibi teknolojinin nimetleri kendimizi ifade etme imkanlarını sonuna kadar açıyor.
  • Daha da önemlisi, kendini rahat ifade etmesiyle gurur duyduğumuz jenerasyon iş hayatında artık. Özellikle 90+ doğumlular çok güçlü bir şekilde iş hayatındalar. Onlar, az çocuklu çekirdek ailelerin “çok değerli” çocukları olarak, yüksek özgüvenle yetiştirildiler. Onlar, bebekliklerinden itibaren kendilerini fade ettikleri için alkışlandılar, kendileri ile gurur duyuldu. Bu bilinçaltı geçmişi ile yetişen çocuklar aramızdalar artık, hoşgeldiler. (Gelmeye de devam edecekler.)

Daha, daha da önemlisi Onlar akıllılar, zekiler, yeniliklere açıklar, şirketlerimiz için yüksek katma değer üretme potansiyeline sahipler. Yetenek kıtlığının, yetenek savaşlarının olduğu günümüzde şirketlerin ve ekip liderlerinin onlara her zamankinden daha çok ihtiyacı var.

Tarihimizde ilk kez kendimizi bu kadar kolay ifade edebildiğimiz bir dönemde yaşıyoruz. Click To Tweet

Bu iki noktayı göz önüne aldığımızda konuşulan bir iklim oluşturmak bir tercih değil, bir zorunluluk aslında.

Konuşulabilen bir iklim neleri vaadeder, hangi mesajları verir?

1. Konuşulabilen ortamda liderin/yöneticinin cesareti vardır.

Hoşuna gitmeyecek şeyleri duyma cesareti vardır. Duyduktan sonra cevap verebilme, izah etme, bir şeyleri düzeltme sözü verme cesareti vardır.

2. Konuşulabilen ortamdaki lider/yönetici olgundur. Kemâlât/maturity sorunu yoktur.

Hoşuna gitmeyecek şeyleri “anlamak için dinleme, duyma” olgunluğu vardır, kibir ve ego yoktur. Belki üzüleceği şeyler duyacaktır ama kişiselleştirmeyecek, tepkisel hareket etmeyecektir.

3. Konuşulabilen ortamda Saygı vardır.

Farklı fikirler ve farklı bakış açılarının ortaya çıkmasını sağlayan Saygı vardır. Bu, güçlünün güçsüzü hoş gördüğü tolerans değildir. Bu Saygı, “insan” olma paydasında eşit olmayı ifade eden Saygı’dır.

4. Konuşulabilen ortamda Önemseme, Değer Verme vardır.

“İnsan” olarak senin görüşün, bakış açın değerlidir“. Ve her şeyden önemlisi “İnsan olarak sen değerlisin, en az benim kadar“, mesajı vardır.

5. Tabii ki İnnovasyon, konuşulabilen ortamda vardır.

6. Konuşulabilen ortamda Uzlaşma vardır.

Sorunların konuşulmasında farklı fikirlerin ortaya konulması kadar, çözümler üzerinde de uzlaşı, mutabakat vardır.

7. Konuşulabilen ortamda Şeffaflık, Hesap Verebilirlik vardır.

Sorunların, soru işaretlerinin gündeme gelebilmesi, bunları izah edilebilme açıklığı vardır. Hesap verebilirlik sorumluluğu nedeniyle adaletin ve eşitliğin uygulanması için doğrunun yanında durabilme gücü/dirayeti vardır.

Konuşulabilen ortamı sağlamazsak ne olur?

İnsanlar konuşmaya devam ederler 🙂 Arkadaşları ile, koridor mafyada, facebookta, twitterda, heryerde…. . Biz sadece kafayı kuma gömmüş oluruz 🙁

Sonuçta, gelecekteki aile fotoğrafında, konuşulabilen iklim oluşturan şirket ya da liderler var olacaktır.

Gelecekteki aile fotoğrafında, konuşulabilen iklim oluşturan şirket ya da liderler olacaktır. Click To Tweet

Beni Twitter üzerinden de takip edebilirsiniz @dokuzbesblog

Siz ne dersiniz? Yorum ve önerilerinizle katkıda bulunursanız, bu konulara ilgi duyan arkadaşlarımıza destek vermiş oluruz.

Share on Google+Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someoneBuffer this page

Bir Cevap Yazın